2021 1 Mayısı bu sene de korona salgını gölgesinde sembolik eylemlerle geçti. Geçtiğimiz yıl korona salgınının ilk dönemlerinde sendikalar, sivil toplum örgütleri ve tüm sol hareket; korona salgınından kaynaklı eylem ve etkinliklerini iptal etmişler, hükümeti daha fazla kısıtlayıcı önlemler almaya çağırmışlar ve Newroz ve 1 Mayıs mitinglerini örgütlemekten vazgeçmişlerdi. Newrozları ve 1 Mayısları balkonlardan kutlama çağrısı yaparak meydanları terk etmelerinin üzerini örtmeye çalışmışlardı. 2020 1 Mayısının yapılmaması ile ilgili KöZ; “Bu 1 Mayıs işçi sınıfının mücadele tarihine kara bir leke olarak geçmiştir” tespitinde bulunarak bir değerlendirme yapmıştı.

Bu sene korona salgınının etkisi gerek hastalık bulaşanların sayısı gerek de günlük ölüm oranlarındaki artışa bakıldığında bile geçtiğimiz seneye nazaran kat be kart artmasına rağmen sol hareketin neredeyse tamamı eylem çağrıları yaparak 1 Mayıs’ı sokaklarda kutlama yönünde adımlar atmaya çalıştı. Bu hareketlerden hiçbirisinin de 2020 1 Mayısının muhasebesini yapmak akıllarının ucundan dahi geçmedi. Geçen seneden bu seneye salgınla ilgili olarak olumlu yönde ne değişti ki, tüm mitingleri eylemleri etkinlikleri iptal edenler bu sene sokak çağrısı yapma gayreti içerisine girdiler. Bunun muhasebesi verilmediği müddetçe 2021 1 Mayısının ya da gelecek 1 Mayısların kazanılamayacağı aşikârdır.

Bu seneki 1 Mayıs sürecinde korona salgınını bahane ederek sokağa çıkma yasaklarını artıran ve tam kapanma adı altındaki önlemleri 1 Mayıs’a denk getiren hükümetin bu hamlesi karşısında da sol hareketin tok bir tutumu olamadı. Sokağa çıkma yasağının ilanının ardından sendikalar doğrudan 1 Mayıs’ta bir miting örgütlemeyeceklerini sembolik çelenk bırakma eylemleri gerçekleştireceklerini deklare ettiler. Sol hareket ise bu hamlenin karşısında sokağa çıkma yasaklarının 1 Mayıs’ta kaldırılması talebini yükseltme ve o güne bir miting örgütlemek üzere herhangi bir girişimde bulunmadı. 1 Mayıs’ın öncesinde miting diye bir gündem hiç kimsenin gündemine girmemiş oldu. Böyle bir mitingi örgütlemenin sorumluluğunu üstlenmemenin üzeri de 1 Mayıs öncesinde ve 1 Mayıs günü bir dizi farklı alanda gerçekleştirilen sembolik eylemlerle örtülmeye çalışıldı.

KöZ’ün arkasında duran komünistler olarak bu 1 Mayıs sürecinde, Mart-Mayıs sürecinin başından beri gündemde tutmaya çalıştığımız şiarları öne çıkarmayı hedefledik. Rojava’ya yönelik saldırıların ve HDP’ye yönelik kapatma davasının bu 1 Mayıs’ın ana gündemleri olması gerektiğini savunduk. İstanbul genelinde kurulan 1 Mayıs Platformu’na dâhil olarak bu seneki ortak 1 Mayıs çalışmalarında yer aldık. Bu platforma ilk olarak bir miting yapmayı ve bu mitingin ana şiarlarının başında; “HDP’yi Kapattırmayacağız” ve “Rojava’nın düşmanları ezilenlerin de düşmanlarıdır” şiarlarının olması gerektiğini önerdik. Gerçekleşebilecek bir mitingte de HDP Eş Başkanlarından birisinin ve Kobanê kantonlarından bir temsilcinin kürsüden konuşma yapmasını önerdik. Bu önerilerimiz platform bileşenlerinin çok az bir kısmı tarafından reddedilirken diğer tüm bileşenler tarafından ise sessizlikle karşılandı. Platformun kendisini deklare edeceği eylem için herkesin kendi şiarlarıyla katılması gerektiği yönündeki önerimiz de kimi bileşenlerin sesli olarak da dile getirdiği gibi KöZ’ün “Rojava’nın yanındayız” içeriğinde dövizleriyle gelebileceği gerekçe gösterilerek reddedildi. Kimi bileşenler de herkesin farklı söylemleri olduğunu o yüzden de ortak bir görüntünün oluşmasını engelleyeceği için bu önerimizi reddetti.

1 Mayıs Platformu, 1 Mayıs günü için ortak bir planlama da çıkaramadı. Öncesinde bir dizi merkezde ve işçi havzalarında eylemler gerçekleştirmeyi ve bildiri dağıtımları gerçekleştirmeyi önüne koydu. “Sokağa çıkma yasaklarını tanımıyoruz, 1 Mayıs’ta sokaklardayız” ortak şiarını öne çıkaran bir tutum sergiledi. 1 Mayıs öncesinde gerçekleştirilen tüm çalışmalar olabildiğince ortak bir şekilde yapılmaya çalışıldı.

Platforma sunduğumuz bu önerilerimizi, Platformun dışında da, başta BMG bileşenleri olmak üzere bir dizi sol harekete yazılı olarak tekrar götürdük. Yapılacak bir 1 Mayıs mitingi yahut eyleminde işgale karşı ortak tutum ve “HDP’yi Kapattırmayacağız” tutumunda ortaklaşmayı önerdik. Bu önerilerimize genel olarak 1 Mayıs planlarının belirlendiği gerekçesiyle olumlu yanıt veren olmadı. Bir diğer önerimizi  1 Mayıs’ta Taksim’e çağrı yapanlara yaptık. İstanbul’da tek eylem çağrısı 1 Mayıs günü Taksime’e yapıldı, herhangi başka bir alanda toplanma ve 1 Mayıs eylemi yapma çağrısı olmadı. Olduğu koşullarda bu çağrıları yapan kesimlerin tümüne bu önerilerimizi yapmayı planlamıştık.  Taksim’e çağrı yapanlara söz konusu eylemi ortak yapmayı, bu eyleme herkesin kendi pankartı ile katılmasını ve ortak hareket etmeyi önerdik. KöZ olarak da daha önce görüşmelerde önerdiğimiz gibi işgale karşı tutum ve “HDP’yi Kapattırmayacağız” şiarıyla katılacağımızı bildirdik.

Yapılan eylem ve çalışmaların dışında her yıl 1 Mayıs öncesinde gerçekleştirdiğimiz gibi, bu senede bir 1 Mayıs etkinliği düzenledik. Bu etkinliğin başlığı da yine yukarıda çıkardığımız ana şiarlar oldu. Etkinlikte konuşmacı olarak bulunmaları için HDP ve BMG bileşenlerine ve diğer farklı siyasetlere çağrıda bulunduk. Etkinliğimize konuşmacı olarak DBP katıldı.

1 Mayıs gündemli çıkardığımız özel sayımızın içeriği de yine HDP’nin kapatılması ve Rojava’ya dönük işgal saldırılarıydı. Bu özel sayımızın dağıtımını faaliyet yürüttüğümüz mahallelerinde ve işçi havzalarında gerçekleştirdik. Yine “1 Mayıs’ta HDP’yi Kapattırmayacağız” şiarlı afişlerimizi ve “Rojavanın Düşmanları Ezilenlerinde Düşmanlarıdır; Yaşasın 1 Mayıs, Bijî Yek Gûlan” içerikli ozalitlerimizi İstanbul’un bir dizi farklı mahallesinde ve merkezlerinde yaygın bir şekilde astık. Gözaltı ya da polis tacizi gibi saldırılara rağmen bu çalışmalarımızı hedeflediğimiz gibi tamamladık.

1 Mayıs gününe dair; 1 Mayıs Mahallesi’nde KöZ olarak bağımsız bir eylem koymak ve BMG bileşenleriyle birlikte Şişli’de planlanan eyleme katılmak yönünde plan yaptık.  1 Mayıs Mahallesi’nde ve Şişli’deki eylemlerde “Rojava’nın Düşmanları Ezilenlerin de Düşmanlarıdır” yazılı pankartlarımızı taşıdık. Şişli’deki eylemde önceden BMG ile yaptığımız görüşmelerde planladığımız buluşmayı, buluşma yerinin yanlış aktarılmış/anlaşılmış olmasından kaynaklı gerçekleştiremedik. Buluşamama gibi teknik bir sorun sonucu planımızın gerçekleşmemesini ise eksikliğimiz olarak tespit ediyoruz. Her ne kadar BMG bileşenleriyle buluşamamış olsak da, pankartımızı, dövizlerimizi açarak Şişli Abide-i Hürriyet caddesinde sloganlarımızla yürüyüş yaparak 1 Mayıs eylemimizi gerçekleştirdik.

1 Mayıs günü gerçekleştirilen bu eylemlerin ardından, 1 Mayıs Mahallesi’nde ve Hisarüstü Mahallesi’nde 1 Mayıs öncesi çıkan gazetemizin yeni sayısını ve 1 Mayıs özel sayımızın yaygın dağıtımlarını yaptık. Tuzla’da ise planlamış olmamıza rağmen gerçekleştirilememiş olması yine kendi organizasyonumuza dair eksikliğimiz olarak değerlendiriyoruz.

Yürütmüş olduğumuz tüm bu çalışmalarda öne çıkardığımız siyasal içeriğin 1 Mayıs günü bir mitingle taçlandırılması gerekirdi. Tüm önerilerimiz ve gayretlerimiz bu yönde oldu. Ancak böyle bir miting de, önerdiğimiz bu içerik de diğer sol hareketler tarafından kabul görmedi. Bizim yaptığımız eylemler de dâhil olmak üzere 1 Mayıs günü gerçekleştirilen tüm eylemlerin sembolik bir anlamı vardır. Ancak bu eylemlerin hiçbirisi ya da hepsinin toplamı bir mitingin önüne geçemez ve yerini dolduramaz. Bu 1 Mayıs’ın bu anlamda ezilenlerin emekçilerin lehine sonuçlanan bir 1 Mayıs olmadığını da teslim etmek gerekir. Başta devrimciler olmak üzere, sokakları meydanları tüm ezilenlere emekçilere kapatan Cumhur İttifakı’nın çanına ot tıkamadan meydanlarımız zincirlerinden kurtulamayacaktır. Cumhur İttifakı’nı süpürmek için her türlü eylem ve mitingin birer kaldıraç olarak kullanılması ve iktidara karşı kitlesel bir seferberliğin örülmesinin yolu açılmalıdır. 2021 1 Mayısı böyle bir seferberliğin önünü açabilecek bir gün olarak gerçekleştirilememiş olsa da, ezilenlerin emekçilerin mücadelesi ve öfkesi büyümeye, Cumhur İttifakı zayıflamaya devam etmektedir. Kitlesel bir seferberlikle bu iktidar ve türevlerinden kurtulabilmek için devrim bayrağını yükseltme sorumluluğu her zamankinden daha ağır bir şekilde komünistlerin omuzlarındadır. Bu sorumluluk ve bilinçle hareket etmeye, mücadeleyi yükseltmeye devam edeceğiz.

Yaşasın 1 Mayıs, Bijî Yek Gûlan!

Yaşasın komünistlerin Birliği!

İstanbul’dan Komünistler

EK: BMG Bileşenlerine iletilen çağrı metni:

Birleşik Mücadele Güçleri’ne,
Değerli Arkadaşlar

2021 1 Mayısına devrimci bir çıkışın ve müdahalenin imkanlarının arttığı bir iklimde yaklaşıyoruz. 12 Eylül rejiminin son bekçisinin açmazları derinleşiyor. Elinde kalan tek silah emekçilere saldırmaktır. Ancak hükümetin uyguladığı şiddet emekçileri artık ürkütmediği gibi hiçbir inandırıcılığı olmayan reform vaatleri ise bir zayıflık belirtisi olarak anlaşılıyor. Buna karşılık bir alternatif olarak varlık gösteremeyen, bütün umudunu 2023 seçimlerine bağlamış düzen muhalefeti de şikayetçi bir çizginin ötesine geçemiyor. Bu durum devrimcilerin önündeki fırsatlara olduğu kadar, ihmal edilemez görevlere de işaret etmektedir.

Düzen muhalefeti emekçilere söyleyecek hiçbir sözü olmadığı, emekçilerin harekete geçmesinden ölesiye korktuğu için 1 Mayıs bir miting olarak kutlanmasın istiyor. Niyetleri 1 Mayıs’ı sembolik, kitlelerden tecrit olmuş eylem ve etkinliklerle geçiştirmektir. Devrimcilerse 1 Mayıs’ın işçilerin birlik, mücadele ve dayanışma gününün, adına yakışır politik miting ve kitle eylemleriyle kutlanmasını savunmalı.

Düzen muhalefeti hükümetin HDP’ye yönelik saldırılarını Millet İttifakı’nı bozmamak için temenni ve şikayetlerle geçiştirmek istiyor. Devrimciler ise HDP’yi hükümete karşı kitlesel eylemlerle savunma çağırısını yükseltmelidir.

Düzen muhalefeti hükümet terör sopasını kaldırınca hizaya geçiyor. Sosyal şovenizmin bu kesif atmosferinde devrimcilere düşen ise, demokrasi isteyenlerin öncelikle Türk devletinin işgal politikalarına karşı çıkması gerektiğini hatırlatmaktır. Kürdistan’ın kuzeyi ve güneybatısı işgal altındayken, güneyi operasyonlarla tarumar edilirken demokrasiden söz etmek emekçileri aldatmak anlamına gelir.

Birleşik Mücadele Güçleri kuruluş deklarasyonunda “faşizmin çizdiği sınırlara hapsolmuş hiçbir anlayış ve önerinin kurtuluş reçetesi olamayacağını” hatırlatıyor, “başta HDK ve HDP olmak üzere Türkiye’deki tüm devrimci demokratik güçlerle yan yana ve dayanışma içinde ortak mücadele zeminlerini güçlendirmek istediğini” belirtiyor, tüm ezilenleri “sömürgeciliğe, şovenizme, işgal ve inkar politikalarına karşı mücadeleye” çağırıyordu. Bizler de KöZ olarak tam da bu iddialarınız nedeniyle siz Birleşik Mücadele Güçleri’ne sesleniyoruz: 1 Mayıs’ın işçilerin ve ezilenlerin hükümete karşı öfkesini gösterdiği kitlesel bir miting olmasını engellemek isteyenlerin oyunlarını bozalım. Hükümetin saldırı politikalarına karşı “HDP’yi Kapattırmayacağız!“ şiarını gür bir sesle yükseltmek için 1 Mayıs öncesinde ve 1 Mayıs günü birlikte hareket edelim. Bütün bu süreç boyunca emekçi ve ezilenleri Rojava Devrimi’nin yanında Türk Devleti’nin işgalci politikalarının karşısında durmaya birlikte çağıralım.

Devrimci Selamlar,

KöZ